Showing posts with label Abdullah Baba. Show all posts
Showing posts with label Abdullah Baba. Show all posts

Saturday, June 20, 2026

Abdullah Gürbüz (Abdullah Baba) Dervişleri ve Hz Mehdi

 

Her kim Mehdi As.'a itaat ederse, Allah’a itaat etmiş, her kim ona karşı çıkarsa, Allah’a karşı çıkmış olur. O gizli bir emre doğru hidayet edeceği için O’nun adı Mehdi’dir. Tevrat’ı ve Allah Teala’nın sair kitaplarını Antakya’daki bir mağaradan çıkaracaktır.

* O, yaşamını gizli sürdürecek, bu pek uzun sürecek, gelişi pek uzayacak. Ancak ihlaslı kimseler ortaya çıkışını bekleyeceklerdir.

* O size ansızın gelecektir (Kıyametin aniden meydana geleceği gibi Mehdi As. da aniden zuhur edecektir.)

Abdullah Gürbüz Baba (ks) Aziz Hz.leri de bizlere ahir zamanda zuhur edecek olan bu önemli konular hakkında Cenabı Zülcelal Hz.lerinin kendisine bahşetmiş olduğu “ledünni ilim” ile vuku bulacak hadiselerle ilgili pek çok bilgiler vermiştir:

* "Her taraflı gayri ahlaki çöküntü almış başını gidiyor. Manevi değerlerden uzaklaşmış olan nesil anne ve babaları tarafından müdahale edilecek, 'aman çocuklarımız dini unutuyor din elden gidiyor çocuklarımıza İslam bilgiler verilsin' diye o yöne doğru sevk edecekler. Bunun arkasından çok büyük savaşlar olacak ve çok kan dökülecek. Ve nihayetinde İnşallah, Din-i Mübin-i İslam, Mehdi Ali Resul ile şahlanacak."

* "Hadis-i şeriflerde bildirilen 'Beni Asfar', 'Kafirlere uşaklık eden onların hizmetinde olan' masonlardır."

* "Şu anda Mehdi Ali Resul, henüz kendisinin Mehdi As. olduğunu ve maneviyattaki derecesini bilmiyor." (Demek ki Abdullah babaya göre Mehdi As. dünyada... Abdullah Baba Hz.lerinin ahirete irtihal -vefat- tarihleri 2004'tür...)

* "Allah Teala Hz.leri vakti geldiğinde, onun Mehdi Ali Resul olduğunu inanan, gerçek müminlerin kalbine bildirecektir."

* "Biatler Mehdi Ali Resul kendisi istemediği halde yapılacaktır. Bu da bize gösteriyor ki Mehdi Ali Resul kendisini hiçbir zaman mehdi olarak ilan etmeyecektir. İnsanların gelip 'alametler sende bulunuyor' demelerine rağmen o yine de bu görevi kabul etmeyecektir. Çünkü bu görev pek ağır sorumluluk istemektedir..."

* "İnsanlara Mehdi As., şu şahıs desem, kimse inanmaz. Hatta 'Alim' diye bilinen pek çok insan ona karşı gelecek muhalefet edecek.. 'Allah’ın Kitabını kendilerine göre yorumlayarak, O’na delil olarak gösterecekler. O’na karşı Kur'an üzerinde savaşacaklar'..."

* "İsrail, Suriye’yi almadıkça Mehdi çıkmayacak. Daha sonra İsrail Hatay’dan vuracak. Orada bulunan Amik Ovası kan gölüne dönecek..." (Melhame-i Kübra, büyük savaş, Armageddon dedikleri bu büyük savaştır ki Allahu alem, insanlığın çok çok büyük kısmı, mesela %90'ı bu büyük savaşta ölüp gidecek...)

"Türkler önce Yahudi’den tarafa olacaklar sonra Yahudiler tarafından Müslümanlar tarafına geçecekler. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden insanlar; 'Biz de Yahudi’yi ülkemizden çıkaralım' deyip orada toplanacaklar. Tam bu esnada Yunan Türkiye’yi vuracak. 

Hatta Boğaz köprülerini ve Marmara'daki büyük sanayi tesislerini hep vuracaklar. Amik Ovasında savaşmaya gelen Türklerden bazıları; Aman İstanbul’u vurmuşlar. İstanbul elden gidiyor. Eyvah! Malımız mülkümüz elden gidiyor deyip savaşı terk edecek. Bir kısım ise kalıp Yahudileri yok etmek için savaşacaklar. Afganistan’dan siyah bayraklılar gelip Mehdi As'a yardım edecekler."

* "Türki devletlerden de Mehdi’ye asker gelecek. İstanbul Mehdi Ali Resul tarafından yeniden fethedilecek. Mehdi Ali Resul döneminde İslam’ın başkenti Konya olacak. Bütün mezhep ve tarikatları bir çatı altında toplayacak..."

* "Mehdi As.'ın komutanları başka yerlerden olacak. Yalnız Konya’dan değil, ancak Mehdi Ali Resule yardım etmek için tüm komutanları Konya’da toplanacaklar..."

* "Hz. Mehdi uzun bir dönemden sonra Mekke’de Kabe’nin kenarında zuhur edecektir. Peygamber Efendimizin (sav) bayrağı, kılıcı, sancağı ve gömleği ondadır. Melekler vasıtasıyla O’na yardım edilecek, İslam düşmanlarını öldürecek ve zalimlerden intikam alacaktır. Mehdi Ali Resul ilk biatleri Hacer-ül Esved ile Kabe arasında kabul edecektir. O’na ilk biat edenler 

O’nun ashabı olacaktır. Sayıları 313'tür. Bedir Ehli’nin sayısı kadar... 50'si kadındır. Ashabının isimleri ve sayıları belirlenerek kendisine emanet edilmiştir. Allah onları bir Cuma gecesi Mekke’ye toplayacak. O cumanın sabahı hepsi Mescid-ül Haram’da bir araya gelecekler. ... Hatta bazıları yatağında yatarken birden bire Mekke’ye getirilecek... Onlar necip kişilerden, hakimlerden, yönetici ve din bilginlerinden oluşur."

* "İlk biatleşmenin ardından Mehdi Ali Resul Şam’a (Dımaşk'a) gelecektir. İsa As.ın zuhuru da Şam’da olacak. İsa As. Şam’daki Emeviye Camisine havadan melekler ile inecek. Tekbir sesleri ile “Allahu Ekber, Allahu Ekber La ilahe İllallahu vallahü Ekber, Allahu Ekber velillahil hamd” denilirken o anda bütün televizyonlar, radyolar, fişi çekili olsa da, kapalı olsa mucize eseri açılacak, manevi kalbi gırlatlı olanların kalbi açılacak ve onun zuhur edişini seyredecekler... 

Onun zuhur ettiğini görenler tekbir sedasına yükselecekler. Hemen yönlerini kıbleye çevirecekler, İsa As. Cuma günü inecek ve o arada bulunan Peygamber Efendimizin (sav) torunu Mehdi Ali Resul, İsa Aleyhisselama: Buyur Cuma namazını kıldır diyecek, bunun üzerine İsa As.: 'Hayır, sen kıldır Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) torunusun, sen kıldır, diyecek. Devamında 'Evet, ben bir zaman Allah Teala Hz.lerinin nebisi olarak vazife yaptım, Fakat şimdi nebi olarak değil, Rasulullah’ın (sav) tellalı olarak geldim. Sen ise O’nun evladısın. Buyur namazı kıldır, diye cevap verecek. Mehdi Ali Resul de 'Allah-ü Ekber' deyip Cuma namazını kıldıracak."

* "İsa As.'ın İslam’ın dünyaya hakimiyetinde çok büyük katkıları olacak. Pek çok mucize gösterecek. Bunlardan birisi şudur; Yanında binlerce insanla beraber, Tarsus’ta bulunan Ashab-ı Kehf’in yanına gidecek Ashab-ı Kehf’e Yeter artık uyuduğunuz haydi kalkın artık, diyecek. Yedi uyuyanları kaldıracak. ... Üzerlerinde o dönemlerden kalma elbiseleri ve ceplerinde hala o dönemin paraları olacak. Yanlarında bulunan köpekleri 'Kıtmir' bile çok farklı bir halde olacak. Profesörler bizzat oraya gelecekler, Ashab-ı Kehf’i inceleyecekler. ... Onlar bunca sene uyudukları için görünüşleri de çok farklı olacak. "

* "Önce Mehdi Ali Resul’ün en büyük mücadelesi küfrün başı olan fitnenin en büyüğü, Deccal ile olacak. Deccal de şu anda hayattadır ve İsrail vatandaşıdır. O da kendine göre çeşitli istihraçlar (sihir) gösterecek, pek çok insan ona tabi olacak. (Yahudiler ve en çok da kadınlar ona inanacak) Ona yardım edecekler. Allah onun şerrinden bütün Müslümanları muhafaza eylesin."

* "Sonra İsa (as) bir mezarın başına gelip; 'Allah’ın izniyle kalk' diyecek. Herkesin bildiği bütün dünyanın tanıdığı bir kişiyi mezarından kaldıracak ve konuşturacak. O dirilen de; 'Evet, Allah birdir Hz. Muhammed (say) onun son peygamberidir. Sen de İsa As.’sın. Hak din İslam’dır. Biz nefsimize uyduk' diyecek.

* Cenabı Zül celal Hazretleri keşifler, kerametler gösterecek. Haller ve tasarruf verecek. Pek çok bilim dalında, insanların irşadı için, kerametler gösterecek. Mesela; Ziraatta bir kurumuş ağacın yanına gelip; Ziraat profesörlerine: Bu ağaç meyve verin mi? Diyecek. Onlar, Hayır, bu ağaç meyve veremez, diyecekler. Bunun üzerine Allah Teala Hz.lerinin izni ile İsa (as): Ya Rabbi! Bunlar ilme tabi olmuşlar, sen her şeye kadirsin, bu ağaçtan meyve ver, diye niyaz edecek. O ağaç derhal meyve verecek. O esnada Mehdi Resul, Hızır (as) ve Ashab-ı Kehf de İsa As.’ın yanında hazır bulunacaklar.

Doktorlar: Bu adamın gözü açılmıyor, diyecekler. Hemen İsa As. ile Mehdi Ali Resul anında o hastanın gözünü açacaklar. Doğuştan sakat olan insanları okuyup ayağa kaldıracak. Hangi hastalık varsa sıhhat bulacak. Doktorlar da en sonunda: Aman Ya Rabbi deyip İsa As. ve Mehdi Ali Resule inanacaklar.

Ondan sonra bilim adamlarına, uçak mühendislerine gelip soracaklar: Bu uçak hangi ilimle uçuyor, havada durabilir mi? Bilim adamları: Hayır, uçak havada olduğu yerde duramaz, diyecekler, İsa As. o inançsız olan bilim adamlarını irşat etmek için keramet gösterecek: Ey uçak Allah’ın izniyle dur, diyecek, uçak havada asılı duracak. Mermi atılırken: Ey mermi dur! diyecek, mermi havada asılı kalacak..."

* "Allah Teala Hz.leri evliyalarına tekrar tasarruf verecek. Dualarını kabul edecek ve dünyadaki bütün insanlar ilmi yönden, mantıki yönden, inanç yönünden, İslam’ı kabul edecekler."

* "Mehdi Resule de Merih (Mars) gezegenindeki cinler yardım edecek. Merih yıldızında suret halinde gözüken cinler var, insan suretinde inip yardım edecekler. Hatta Mehdi Ali Resul gelmeden önce; Amerika Merih yıldızına uzay aracı ile gidecek. (*) Orada bulunan cin taifesinin UFO olarak bilinen kendilerine göre araçları var. Merih gezegenindekiler cin taifesidir. Amerika onların binitlerini (araçlarını vuracak, ama içindekiler latif oldukları için kaybolacaklar. Orada işleri çok zor olacak..."

* "Deccal, Hızır As.'ı öldürecek, İsa As. onu tekrar diriltecek. Dervişlere manen görev verilecek. Mescid-i Aksa'nın altı boşaltılıyor orayı da patlatacaklar. Ancak orayı cin ve ifrit taifesi yaptı. Onlar orayı koruyacaklar, patlayan bombalar, ancak kendilerine zarar verecek.

Savaş anında bir füze düşeceği zaman 'Allah’ın izni ile dur' diyecekler, tekrar geri yerine gönderecekler. 'Barut su olacak'tan kasıt o dönemdeki en ileri teknik savaş aletleri hiçbir varlık göstermeyecektir... Büyük savaşlar ve büyük kerametler olacak; yeryüzünde İslam için büyük çalışmalar yapılacak.

* Ülkemizde deprem olacak, birçok il hasar görecek, İzmir yerle bir olacak. Savaşta Türkler yenilecekler onları Asyalılar kurtaracak. Medine İsrail tarafından vurulacak. Filistin ve Lübnan'da çok zayiat verilecek, Yec'üc ve Mec'üc denilen kavim Çinlilerdir, çok büyük bela olacaklar."

* "Türkiye ve Rusya üç gün işgal edilecek, ABD Müslüman olacak, birçok Avrupa ülkesi Müslüman olacak. Avrupa İslam’a hamile, Türkiye ise Avrupa’ya. İslam’ın gür sedası Avrupa’dan gelecek. Özellikle Almanya ve Hollanda Allah’tan bir mani olmaz ise kesin Müslüman olacak. Avrupa’daki kiliseler zamanı geldiğinde hep cami olacak. Dine saldıran insanlar sıtma tutmuş gibi titreyerek ölecekler. Mehdi Ali Resul dine tefrika sokmuş 100 bin alimin kellesini vuracak."

* "Deccal’ın kellesini Topkapı sarayında bulunan Davud As.'ın kılıcı ile Mehdi Ali Resul kesecek. Zira o kılıcı Davud (as) kendisi elleri ile yapmıştır. Ve kılıcın üzerinde İbranice “bu kılıç ile Davud, Callut’tun kellesini kesmiş Mehdi de Deccal’ın kellesini kesecek” yazılıdır. Bu kılıcın üzerinde ki İbranice yazan yazıyı daha sonra Arapçaya çevirip bir levhaya yazmışlardır.

Deccal yeryüzünden kalktıktan sonra, İslam bütün dünyaya hakim olacak. Asr-ı Saadet dönemi gibi bir yaşantı başlayacak ve insanlar sevinçten ağlayarak; “Ya Rabbi böyle günler de mi var” diyecekler. Maddi yönden çok bolluk olacak, sadaka verecek fakir bulamayacaklar, ürünler çok olacak bire, yedi yüze kadar mahsul artacak. O günler çok güzel olacak."

* "Mehdi Ali Resul zamanında ilim çok ilerleyecek, yıldızlar arası seyahat olacak, araba ve taşıtlar havada uçacak aynı Süleyman As.’ın koltuğu ile havada gittiği gibi...

Dünyada az bir kafir kalacak ve tüm dünyaya Müslümanlar hakim olacak.

Bir rivayette yedi yıl sürecek olan bu devirin son zamanlarında yine bozulmalar ve yanlışlar başlayacak...Tekrar kötü hayatın içine düşecekler, tekrar insanlar fısk ve fücurun içine girecekler. Allah cümlemizi muhafaza eylesin..."

Saturday, June 13, 2026

Abdullah Gürbüz (Abdullah Baba) Ahirzaman Sohbeti

 

ABDULLAH GÜRBÜZ BABA HAZRETLERİ

Abdullah Baba hazretleri sohbetlerinde, ki kendisi 2004'te vefat etmiştir, ortadoğunun (Mısırın, Libyanın, Suriyenin vs.) karışacağını, bu karışıklıktan sonra Mehdi Resul'ün çıkacağını defaatle anlatmışlardır. Günümüze bakınca bu "karışıklığın" bugün gerçekleştiği görülmektedir.

O size ansızın gelecektir (Kıyametin aniden meydana geleceği gibi Mehdi As. da aniden zuhur edecektir.)

 "Şu anda Mehdi Ali Resul, henüz kendisinin Mehdi As. olduğunu ve maneviyattaki derecesini bilmiyor." (Demek ki Abdullah babaya göre Mehdi As. dünyada... Abdullah Baba Hz.lerinin ahirete irtihal -vefat- tarihleri 2004'tür...)

Peygamber Efendimiz (sav) hadis-i şeriflerinde, “Beni Asfar zuhur etmeyince Mehdi çıkmaz” buyurmuştur. Şu anda Mehdi Âli Resul henüz kendisinin Mehdi Ali Resul olduğunu ve maneviyattaki derecesini bilmiyor.

Mehdi Ali Resul hâlâ tahsiline devam etmektedir. Üstadımız bir defasında: Evladım insanlara Mehdi şu desem, kimse inanmaz. Hatta “Âlim” diye bilinen pek çok insan ona karşı gelecek muhalefet edecek, buyurmuşlardır.

 "İnsanlara Mehdi As şu şahıs desem, kimse inanmaz. Hatta 'Alim' diye bilinen pek çok insan ona karşı gelecek muhalefet edecek.. 'Allah’ın Kitabını kendilerine göre yorumlayarak, O’na delil olarak gösterecekler. O’na karşı Kur'an üzerinde savaşacaklar'..."

Rasulullah (sav) Mehdi Âli Resul için “Halifetullahtır” (Allah’ın Halifesidir) buyurmuştur (Ramuz el-Ehadis s.48/1). Ancak Mehdi Ali Resul zuhur ettiğinde âlimlerin oybirliği ile halifeliğe seçilecektir. Bundan sonra da biatleri kabul edecektir.

 "Biatler Mehdi Ali Resul kendisi istemediği halde yapılacaktır. Bu da bize gösteriyor ki Mehdi Ali Resul kendisini hiçbir zaman mehdi olarak ilan etmeyecektir. İnsanların gelip 'alametler sende bulunuyor' demelerine rağmen o yine de bu görevi kabul etmeyecektir. Çünkü bu görev pek ağır sorumluluk istemektedir..."

İmam-ı Cafer-i Sadık Hz.leri de bu konu ile ilgili şöyle buyurmuştur; “Doğrusu Kaim’imiz kıyam ettiğinde, Rasulullah’ın cahiliyet dönemindeki halktan gördüğü muamelelerden daha şiddetlisi ile karşılaşacaktır.

— Bu nasıl olacak diye sorulduğunda, şöyle buyurmuştur.

— Rasulullah geldiğinde halk taşlara, kaya parçalarına ve tahta parçalarına tapıyordu. Ama Kaim’imiz kıyam ettiğinde halk Allah’ın Kitabını kendilerine göre yorumlayarak, O’na delil olarak gösterecekler. O’na karşı Kuran üzerinde savaşacaklar.

"Hz. Mehdi uzun bir dönemden sonra Mekke’de Kabe’nin kenarında zuhur edecektir. Peygamber Efendimizin (sav) bayrağı, kılıcı, sancağı ve gömleği ondadır. Melekler vasıtasıyla O’na yardım edilecek, İslam düşmanlarını öldürecek ve zalimlerden intikam alacaktır. Mehdi Ali Resul ilk biatleri Hacer-ül Esved ile Kabe arasında kabul edecektir. O’na ilk biat edenler O’nun ashabı olacaktır. Sayıları 313'tür. Bedir Ehli’nin sayısı kadar... 50'si kadındır. 

Ashabının isimleri ve sayıları belirlenerek kendisine emanet edilmiştir. Allah onları bir Cuma gecesi Mekke’ye toplayacak. O cumanın sabahı hepsi Mescid-ül Haram’da bir araya gelecekler. ...  Onlar necip kişilerden, hakimlerden, yönetici ve din bilginlerinden oluşur."

 "İlk biatleşmenin ardından Mehdi Ali Resul Şam’a (Dımaşk'a) gelecektir. İsa As.ın zuhuru da Şam’da olacak.  "İsa As.'ın İslam’ın dünyaya hakimiyetinde çok büyük katkıları olacak. Pek çok mucize gösterecek.

 "Önce Mehdi Ali Resul’ün en büyük mücadelesi Deccal ile olacak. Deccal de şu anda hayattadır ve İsrail vatandaşıdır. O da kendine göre çeşitli istihraçlar (sihir) gösterecek, pek çok insan ona tabi olacak. (Yahudiler ve en çok da kadınlar ona inanacak) Ona yardım edecekler.

Ülkemizde deprem olacak, birçok il hasar görecek, İzmir yerle bir olacak.

İsrail Suriye’yi almadıkça Mehdi çıkmayacak. Daha sonra İsrail Hatay’dan vuracak. Orada bulunan Amik Ovası kan gölüne dönecek. Medine İsrail tarafından vurulacak. Filistin ve Lübnan da çok zayiat verilecek,

"Türkler önce Yahudi’den tarafa olacaklar sonra Yahudiler tarafından Müslümanlar tarafına geçecekler. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden insanlar; 'Biz de Yahudi’yi ülkemizden çıkaralım' deyip orada toplanacaklar. Tam bu esnada Yunan Türkiye’yi vuracak. Hatta Boğaz köprülerini ve Marmara'daki büyük sanayi tesislerini hep vuracaklar. 

Amik Ovasında savaşmaya gelen Türklerden bazıları; Aman İstanbul’u vurmuşlar. İstanbul elden gidiyor. Eyvah! Malımız mülkümüz elden gidiyor deyip savaşı terk edecek. Bir kısım ise kalıp Yahudileri yok etmek için savaşacaklar. Afganistan’dan siyah bayraklılar gelip Mehdi As'a yardım edecekler."

Savaşta Türkler, yenilecekler onları Asyalılar kurtaracak. Türkiye ve Rusya üç gün işgal edilecek.

 "Türki devletlerden de Mehdi’ye asker gelecek. İstanbul Mehdi Ali Resul tarafından yeniden fethedilecek. Mehdi Ali Resul döneminde İslam’ın başkenti Konya olacak. Bütün mezhep ve tarikatları bir çatı altında toplayacak..."

"Mehdi As.'ın komutanları başka yerlerden olacak. Yalnız Konya’dan değil, ancak Mehdi Ali Resule yardım etmek için tüm komutanları Konya’da toplanacaklar..."

Konya İslam’ın başkenti olacakmış, deyince. Abdullah Baba Hz.leri cevaben şöyle buyururlar:

Evladım komutanlar başka yerlerden olacak. Yalnız Konya’dan değil, ancak Mehdi Âli Resule yardım etmek için tüm komutanlar Konya’da toplanacaklar.

Mehdi Ali Resul’ün en büyük mücadelesi küfrün başı olan fitnenin en büyüğü, Deccal ile olacak. Deccal de şu anda hayattadır ve İsrail vatandaşıdır. O da, kendine göre çeşitli istidraçlar (sihir) gösterecek, pek çok insan ona tabi olacak.

Mehdi Resule de Merih yıldızındaki cinliler yardım edecek. Merih yıldızında suret halinde gözüken cinler var, insan suretinde inip yardım edecekler. Hatta Mehdi Resul gelmeden önce Amerika Merih yıldızına uzay aracı ile gidecek. 

Orada bulunan cin taifesinin UFO olarak bilinen kendilerine göre araçları var. Merih yıldızındakiler cin taifesidir. Amerika onların binitlerini vuracak, ama içindekiler latif oldukları için kaybolacaklar. Orada işleri çok zor olacak.

Mescidi aksanın altı boşaltılıyor orayı da patlatacaklar. Ancak orayı cin ve ifrit taifesi yaptı. Onlar orayı koruyacaklar patlayan bombalar, ancak kendilerine zarar verecek.

Savaş anında bir füze düşeceği zaman Allah’ın izni ile dur diyecekler, tekrar geri yerine gönderecekler. “Barut su olacak”tan kasıt o dönemdeki en ileri teknik savaş aletleri hiçbir varlık göstermeyecek anlamında kullanılmıştır.

 "Deccal’ın kellesini Topkapı sarayında bulunan Davud As.'ın kılıcı ile Mehdi Ali Resul kesecek. Zira o kılıcı Davud (as) kendisi elleri ile yapmıştır. Ve kılıcın üzerinde İbranice “bu kılıç ile Davud, Callut’tun kellesini kesmiş Mehdi de Deccal’ın kellesini kesecek” yazılıdır. Deccal yeryüzünden kalktıktan sonra, İslam bütün dünyaya hâkim olacak. Asr-ı Saadet dönemi gibi bir yaşantı başlayacak .

Mehdi Ali Resul zamanında ilim çok ilerleyecek, yıldızlar arası seyahat olacak, araba ve taşıtlar havada uçacak aynı Süleyman (as)’ın koltuğu ile havada gittiği gibi.Yecüc ve Mecüc denilen kavim Çinlilerdir, çok büyük bela olacaklar.

Yecüc ve Mecüc denilen kavim Çinlilerdir, çok büyük bela olacaklar.

Dünyada az bir kafir kalacak ve tüm dünyaya Müslümanlar hakim olacak. ABD, Müslüman olacak birçok Avrupa ülkesi Müslüman olacak. Avrupa  İslam’a hamile, Türkiye ise Avrupa’ya. İslam’ın gür sedası Avrupa’dan gelecek. Özellikle Almanya ve Hollanda Allah’tan bir mani olmaz ise kesin Müslüman olacak. Avrupa da ki kiliseler zamanı geldiğinde hep cami olacak.

Bir rivayette yedi yıl sürecek olan bu devirin son zamanlarında yine bozulmalar ve yanlışlar başlayacak... 

Saturday, June 06, 2026

Abdullah Gürbüz (Abdullah Baba) Türkiye Kerameti

 ABDULLAH GÜRBÜZ HOCA EFENDİ' NİN MÜRİDLERİNDEN DİNLEDİKLERİM..

İlgili arkadaşlar iyi biliyorlar ki, Abdullah Efendi bazı sohbetlerinde Türkiye'nin geleceğine dair bazı keşifler belirtiyor .. Ben acizane burada, Efendi hazretlerinin şahsî sohbetlerinde bulunanlardan dinlediğim konuları aktarmak istiyorum. Efendi hazretleri şunları belirtmiş:

(AK Parti daha seçime girmeden önce) 3 dönem üst üste iktidar olacaklarını..

İlk iki dönemlerinde İslam adına güzel gelişmelerin olacağını..

Askerin başörtüsüne selam duracağını..

Erdoğan'a darbe girişimi olacağını..

Bu darbe girişiminin bir genel kurmay başkanı tarafından engelleneceğini.. ( Zaman göstermiştir ki, bu kişi Hilmi Özkök'tür)

Ordu içerisinde sağcı ve solcuların ayrışacağını.. (Ergenekon davası)

Ak Parti'nin üçüncü döneminde, Tayyip Erdoğan'ın zorla koltuktan indirileceğini.. (Gezi ayaklanmaları bizi bu sonuca götürebilir)

Ak Partinin 3.döneminde İsrail'in önce Suriye'yi işgal edeceğini, Suriye’lilerin Türkiye’ye kaçacağını ve Türkiye’nin de İsrail tarafından vurulacağını.. Akabinde İsrail’den sonra Yunanistan’ın da Türkiye’ye saldıracağını.. ( Bu sohbet internette mevcut. İlgililer biliyor zaten..)

Türkiye'ye savaş açıldığında İran'ın Türkiye'ye yardım edeceğini belirtiliyor Abdullah Efendi..

İsrail ve Yunanistan saldırılarından sonra ülkede bir bölünme olacağını, hangi ülkeyle savaşa ağırlık verileceği hususunda görüş ayrılıkları yaşanacağını..

İslâm’ın ilk yıllarındaki sıkıntılar dönemi gibi bu dönemin de çok zor olacağını..

Savaş devam ederken Hz.Mehdi’ nin zuhuruyla alakalı Abdullah Efendi’nin sohbetleri de internette mevcuttur..

Thursday, May 28, 2026

Abdullah Gürbüz (Abdullah Baba) Suriye Karışacak Türkiyeyi Vuracaklar

 

Hz.Mehdi Yaşıyor - Suriye Karışacak - Türkiyeyi Vuracaklar

Abdullah Baba hazretleri sohbetlerinde, ki kendisi 2004'te vefat etmiştir

1990'LI YILLARDA NEVŞEHİRLİ ABDULLAH BABA HZ. (R.ALEYH)'NiN BİR

SOHBETİNDEN

Şu anda Mehdi Ali Resul, henüz kendisinin Mehdi As. olduğunu ve maneviyattaki derecesini bilmiyor." (Demek ki Abdullah babaya göre Mehdi As. dünyada... Abdullah Baba Hz.lerinin ahirete irtihal -vefat- tarihleri 2004'tür...)

Peygamber Efendimiz (sav) hadis-i şeriflerinde, “Beni Asfar zuhur etmeyince Mehdi çıkmaz” buyurmuştur. Şu anda Mehdi Âli Resul henüz kendisinin Mehdi Ali Resul olduğunu ve maneviyattaki derecesini bilmiyor.

Mehdi Ali Resul hâlâ tahsiline devam etmektedir. Üstadımız bir defasında: Evladım insanlara Mehdi şu desem, kimse inanmaz. Hatta “Âlim” diye bilinen pek çok insan ona karşı gelecek muhalefet edecek, buyurmuşlardır.

İmam-ı Cafer-i Sadık Hz.leri de bu konu ile ilgili şöyle buyurmuştur; “Doğrusu Kaim’imiz kıyam ettiğinde, Rasulullah’ın cahiliyet dönemindeki halktan gördüğü muamelelerden daha şiddetlisi ile karşılaşacaktır.

Bu nasıl olacak diye sorulduğunda, şöyle buyurmuştur.

Rasulullah geldiğinde halk taşlara, kaya parçalarına ve tahta parçalarına tapıyordu. Ama Kaim’imiz kıyam ettiğinde halk Allah’ın Kitabını kendilerine göre yorumlayarak, O’na delil olarak gösterecekler. O’na karşı Kuran üzerinde savaşacaklar.

Wednesday, May 27, 2026

Abdullah Gürbüz (Abdullah Baba) ve Yahudilerin Sonu Sohbeti

 Abdullah Gürbüz Baba'nın sohbet videosu çözümü

(Yahudiler) Kendi neslinden olmayanı insandan saymıyorlar. Ama onların nesli de bitecek. Nasıl

bitecek? İşte Mescid-i Aksa’yı almak isteyecekler. Yıkmak isteyecekler.

Merih yıldızında taife-i cinler var. Hep Müslüman… Hem de Süleyman (a.s.) ile beraber Mescid-i Aksa’yı yapmaya çalıştılar. Mescid-i Aksa’nın renkli camını, diğer yerlerini yapan taife-i cin… Topraktan maden çıkarıp, eritip de camı getiren, Davud (a.s) topraktan çıkarıp da demirleri yapan o, Süleyman (a.s.) da derhal bulutlarla beraber seyyare yapan gezen o, kurtların kuşların lisanını bilen

Belkıs denilen hanım buna o kadar mücevher getirdi ki, bizim mücevhere hiç ihtiyacımız yok dedi, kırdırdı kırdırdı, Mescid-i Aksa’nın çamurlarının içine attı. Bu dünya için değil, ahiret için varız.

Şimdi Yahudiler bakıyor ki, Onlar Mescid-i Aksa’yı yıkarsa, biz çok zengin olacağız diyorlar. Altından tüneller yapıp da orayı yıkacaklar. Yıkacağı zamanda Merih yıldızından o insanlar gelecekler .  Hani bazen seyyare görünüyor, kaçıyor. Fırlayıp gidiyor. Bunlar Merih yıldızından gelen ilim adamları, burdaki ilmi öğreniyor. İsrail’in yaptığı silahları imha edecekler. Ve İsrail’de bir tane benî İsrail Yahudisi koymayacaklar. Taşın arkasına gizlenseler dahi, burada var diyor. Onu kim bulacak? Hû diyen dervişler bulacak. Öyle, efendim alimim, tarikat ile alakası yok. Kur’ana tabiyim, sünnetle alakası yok. Sünnetleri kılmayınız. Mezhepleri tanımıyorum diyen adamlar değil.

Allah diyen, tarikat yolunda Allah’ı seven, basireti açılan, mutmainne makamına gelen o mübarek insanlar taşın lisanını bilecekler, kurdun kuşun lisanını bilecekler. “Benî İsrail’in Yahudisi işte burada !” diyecekler.  Bunlar imha edildiğinde bütün dünya sevinecek. Şimdiye kadar bunlar Müslümanlara zulmettiydi. Zulmedenin ahiri berbat olur. Hak ettiler diyecekler…

Sunday, May 24, 2026

Abdullah Gürbüz (Abdullah Baba) Kısaca Hayatı

 


HADİM'ÜL FUKARA ABDULLAH GÜRBÜZ (KS) HAZRETLERİ

İslam âleminin ve Tasavvuf yolunun müstesna bir ferdi, ilim, irfan, edep, tevazu, ask ve vecd hali ile, Islam'in rahmet kapılarını insanlığa açan Hadim-ül Fukara Nevşehirli Abdullah Gürbüz (KS) Hazretleri 5 Nisan 1933 yılında Nevşehir ilinin Herikli Mahallesinde Dünyaya teşrif etmişlerdir.

4 erkek, 1'i kız, 5 kardeş olan Abdullah Baba(KS) Hazretleri'nin Babası, Nevşehir eşrafından (Gubbasanogullari) lakabıyla tanınan Mahmut efendi, muhterem valideleri ise Feride hanımdır.

Abdullah Baba (KS) Hazretlerinin daha çocuk yaslarda iken, pek çok harikulade halleri ve rüyaları cereyan etmiştir. Emsalleri ile oynamaya ve eğlenmeye iltifat etmeyerek Allah-u Teâlâ Hazretlerine kul olmanın en büyük saadet olduğunu anlamış ve küçük yaslardan itibaren, Hak'k yolda mücadele etmeye başlamıştır. Bunun yanında da elinden geldiği kadar insanlara yardımcı olmaya çalışmıştır. Uçsuz bucaksız bir feyiz kaynağı olan 

Abdullah Baba (KS) Hazretleri, henüz 7 yaşlarında iken bebesi Mahmut Efendi, Kurşunlu Camii İmamı Saatçi Hafız Efendiye götürür ve ona Kur-an'i Kerimi öğretmesini söyler. O Camide, hem Kur-an' Kerim öğrenip, hem de Müezzinlik görevini sürdürür. Fatihayi Şerifi her okuduğunda “Bu ümmil kitaptır, bunun sırrına mahzar olalım Ya Rabbi” , diye ağlar, dualar eder.

Abdullah Baba (KS) Hazretleri genç yasta ticarete atılmış ve henüz 17 yaşında iken muhterem zevceleri, Âmine Hanim ile evlenmişlerdir. 3'ü kız, 3'ü erkek, 6 çocukları olmuştur. Fakat Züleyha ismindeki kızı ve Ebubekir ismindeki oğlu küçük yasta vefat etmişlerdir.

Bu ikisinden hariç, 1953 yılında büyük kızı Hatice dünyaya gelmiştir. Bundan sonra 7 yıl çocukları olmamış, 1960 yılında, ikinci çocuğu Hasan dünyaya gelmiştir. 1964 yılında ortanca kızı Aişe ve 1966 yılında da küçük oğlu Nuh Naci dünyaya gelmiştir.

1953 yılında askere giden Abdullah Baba (KS) Hazretleri 1956 da, askerlik vazifesini tamamlayarak memleketine döndükten sonra, bir yandan ailesinin nafakasını kazanmak ile uğraşırken, asil gayesi olan Allah'a kulluk görevini yerine getirmek için ibadetler yapıyor, ayni zamanda ilim kitapları okuyordu, bunlar arasında, Saidi Nursi Hz.lerinin risalei nur külliyatını büyük bir ihlas ve samimiyetle okumaya devam eder. Aradan bir müddet geçer ve o zamanda Said-i Nursi Bediüzzaman Hazretleri rüyasında ona risalesinin tamam olduğunu ve Kadir-i Tarikatından bir Mürsid-i Kamile intisap etmesini söyler. Rüyayı gördüğü günün sabahı Sih Aga isminde bir zat evlerine gelerek;

Sen, bugün ne rüya gördün?, diye sorar. Daha sonra Sih Aga cebinden bir kağıt çıkarır

“Abdullah Efendi, bu ders, Abdülkadir Geylani Hz.'lerinin dersidir”, buna iyi çalış, diye nasihat eder. Bundan sonra, onun verdiği dersi çekmeye baslar, bir yandan da baba mesleği olan deri imalatçılığına devam ederek imal ettiği derileri, civar illere götürüp satar, bu şekilde geçimini sağlardı.

Bir gün İskilip’e deri satmaya gider ve asil tasavvuf yolundaki en önemli yolculuğu bu vesile ile baslar. Kendisi, Çorumda ki, Mürsid-i Kamil Hacı Mustafa Anaç (KS) Hz.'leri ile görüşüp 1960 yılında gördüğü rüyasını o zata anlatmış ve ondan da Rufai dersi almıştır.

Bu tarihten itibaren Abdullah Baba (KS) Hazretleri bir takim manevi haller yasamaya baslar ve içindeki yangını söndürecek, kendini Allah ve Resulüne vasıl edecek Hak dostu bir Mürsid-i Kamili, Cenabı Zülcelal Hazretlerinden niyaz eder ve bu yakarışı sonunda rüyasında 1965yilinda, Hızır (AS) ve Adem (AS)'in işareti ile Antep de bulunan Kadiri üstadı Muhammed Bilal Nadir (KS) Hazretlerine intisap etmiştir.

Bilal Nadir Hazretlerinin himmet ve feyzi ile kısa zamanda kendisinde büyük manevi değişimler zuhur etmiştir fakat Bilal babanın 1969 yılında vefat etmesinden dolayı durmayarak, kendisini Hakka vasıl edecek olan Mürsid-i Kamili istiharesinde Hızır (AS), İlyas (AS) ve Zekeriya (AS)'in işareti ile, Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine intisap etmiştir.

Bundan sonra Abdullah Baba (KS) Hazretleri gönlündeki volkanı bir nur seli halinde akıtacak, Ledünni İlminin anahtarını verecek, gayelerin gayesi olan Allah'a kavuşturacak, O'na teslim edecek zatı bulmuş ve üstadına tam bir teslimiyet göstererek manevi yolda ilerlemeye başlamıştır. Bununla beraber maddi yönden sıkıntılı ve çok meşakkatli günleri olmuş ama bir an dahi Hakk’ın rızasından ayrılmamıştır.

1971 yılında üstadı ayakkabı alıp satmasını söyler ve bu tarihten itibaren kundura isine baslar. Bir yandan ailesinin geçimi için çalışıyor diğer yandan Allah ve Resulüne olan bağlılığı, muhabbeti gün geçtikçe artıyordu.

Çorumlu Haci Mustafa Anaç Hazretleri, Abdullah Baba (KS) Hazretlerinde ki cevheri görmüş ve onun vuslata erebilecek kabiliyette birisi olduğunu anlayarak manen onun yetişmesi için çalışmıştır.

1978 yılına gelindiğinde Abdullah Baba (KS) Hazretleri Konya ya Mevlana Celaleddin-i Rumi (KS) Hazretlerini ziyarete geldiklerinde, türbenin hizmetinde bulunan bir zat kendisine iltifat göstererek;

Efendim, bu gece dîvan burada toplandı. Size manevi görev verilmesi için işaret ettiler. Mevlana hazretleri sizin için çok hoş şeyler söyledi. Bütün piranlar tasdik ettiler ancak Muhammet Nakşibendî hazretleri daha erken olduğunu söyledi ve ileri bir zamana tehir ettiler. Sizinle tanışmak istedim, bizlere duacı olun, der.

Yıl 1980'e geldiğinde ise Abdullah Baba (KS) Hazretleri rüyasında kırklar divaninin toplandığını ve orada bir takim sorular sorup o hali müşahede ettiğini görür. Ertesi gün üstadı çorumla Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine giderek gördüğü rüyasını anlatır. O zat da kendisine;

Masaallah, Sübhanallah evladım kırklar divanına girmişsin. Sen hayret makamında görmüşsün. İbrahim Hakki hazretleri de böyle hayret etmişti de hayret makamında su dizeyi söylemişti.

Hak serleri hayr eyler

Zannetme ki gayr eyler

Arif ani seyr eyler

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler

Ancak gece ve gündüz çalışmamız lazım, köy köy, kasaba kasaba, kaza kaza dolaşıp, Allah’ı unutan bu millete, Allah’ı sevdirmeyi ona kul olmayı öğretmeliyiz, der.

1982 yılında üstadının işareti ile itikâfa girmiş, Nefsin yedi makamını aşarak Seyri sülûkunu tamamlamıştır. Artık Abdullah Baba (KS) Hazretleri, denizlerin kendisine aktığı bir umman olur.

Yaşadıkları dönemde, insin ve cinnin en hayırlısı ve en şereflisi olan Mürsid-i Kamil zatlar, Hakk'a arz olunduktan sonra yer ehli, gök ehli, bütün alemler bu zatları tanırlar. Onlar için;

Peygamber Efendimiz (s.a.v) söyle buyurmuşlardır

Allah bir kulunu sevdiği zaman Cebrail'e (a.s.)

Ben onu seviyorum. Sende sev der.

Cebrail'de o kulu sever. Gök halkı arasında Allah ( c.c ) filan kulu seviyor sizde seviniz diye haber verir. Onlarda onu severler, sonrada yeryüzünde müminlerin kalbine onun sevgisi yerleştirilir .”(R.Salihin C:2/S:327)

Allah'u Teâlâ Hazretleri onlar hürmetine yağmur verir, onların hürmetine zor işler kolay olur. Onların duaları ret olunmaz. Çünkü onlar halkın içinde Hak ile bir olmuşlar, Cenabı Zülcelâl Hazretlerinin zatında değil, sıfatlarında fani olmuşlardır. O zatlar için hiçbir zorluk yoktur. Onlar, yeryüzünde ki seçilmişlerin seçilmişidir. Onlar, Allah-u Teâlâ Hazretleri tarafından hem bu dünya da, hem ahret de müjdelenmişlerdir

İtikâftan çıktıktan sonra, Çorum'a Üstadının yanına Nevşehirlilerle beraber gider ve Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri orada bulunan cemaate;

-“Oğlum Abdullah ile bu fakirin sekline suretine, şeytan giremez, rüyada kendisini görürseniz sahihtir.” der.

Yine 1982 yılında üstadımız Abdullah Baba (KS) Hazretleri bir rüya görür rüyasında;

Büyük bir caminin içerisinde, bütün peygamberlerin, sahabelerin ve piranların ve evliyanın olduğu halde kendisine vaaz etmesi söylenir ve o mübarek topluluğa sohbet etme şerefine nail olur. Bu haleti ruhiye içerisinde uyandıktan sonra ertesi gün üst adinin yanına giderek yaşadığı hadiseyi anlatır. Çorumlu Hacı Mustafa Hz.leri; 

Maşallah evladım, zaten Bilal Nadiri hazretleri, sana çok teveccüh etmiş, çok sevmiş. Nakib-i Nukaba makamına kadar getirmiş, bundan sonra her yere ders verebilirsin, çavuş, nakip yapabilirsin. Üç tane hilafet yazdım, piranlar mühürledi, ama Rasulullah Efendimiz mühürlemedi. İnşallah ölmeden önce açıklayacağım, bir bayram yapacağız der.

Abdullah Baba (KS) Hazretleri ise

Aman efendim bir şey istemiyorum, “Ilahi Ente Maksudi ve Rizake Matlubi Ya Hazreti Allah” der.

Çorumlu Haci Mustafa Efendi Hazretleri kısa bir süre sonra Nevşehir’e ziyarete geldiğinde, orada bulunan talebelerine Nevşehir den bir güneş doğacak bütün cihanı aydınlatacak, diye söyler.

Bu arada Abdullah Baba (KS) Hazretleri adım adım maksadına doğru ilerliyor, insanları Hak yola davet ediyordu.

1984 yılı içerisinde mana âleminde kendisinin, Peygamberlerin, piranların, mezhep imamlarının ve büyük bir cemaatin Cuma Namazı kılmak için toplandıklarını müşahede eder ve yine orada kendisine vaaz etmesi telkin edilir ve orada vaaz eder.

Ertesi gün Çorum'a üstadının yanına gider ve rüyasını anlatir.

“Masaallah! Evladım, sen irşat ile vazifelendirileceksin! Böylece insanlara Hakkı anlatıp onları doğru yola getireceksin” buyurur.

Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri sağlığında emanetleri teslim edecek bir Mürsid-i Kamil yetiştirmenin sevk ve muhabbeti ile Muharrem ayında, 29 Eylül 1984 tarihinde, kendi fakirhanesinde, Abdullah Baba (KS). Hz.'leri ile birlikte Nevşehir den gelen bir grup ihvanın olduğu zikir halakasinda, çok sevdiği Rabbisine kavuşmuştur.

Abdullah Baba (KS) Hz.'leri, üstadının vefatından sonra insanlara vaaz ve nasihatlerde bulunarak her dem Hakk’ın rızasını gözetmiştir. Üstadının vefatından 1 yıl sonra 1985 yılının 20 Şubat’ında bir rüya görür.

Rüyasında;

Rasulullah (SAV), evliyaullah ve 12 Piran hazretlerinin bulunduğu bir mecliste Abdulkadir Geylani Hz.'leri bir beyaz kâğıt uzatır ve;

Bu senin irşat icazetindir, der.

Efendi Hazretleri;

Efendim ben ümmiyim, vazife istemiyorum. Derviş olayım, bana kâfidir der. 3 defa bu teklif kendisine yapılır. Efendi Hazretleri reddeder. O esnada Mevlana (KS) Hazretleri de;

“Evladım, herkes ben şeyh olayım, Mürsid-i Kamil olayım diye ağlayıp sızlanırken, sana teklif edildiği halde, sen reddediyorsun” diye söyler.

Bunun üzerine Abdullah Baba (KS) Hazretleri;

“Bu çok mesuliyetli, veballi bir vazifedir. Ben ümmiyim. Üstelik piranlardan vazife alanların helak olduklarını çok gördük”. Eğer bana Rasulullah (SAV) efendimiz vazife verirse, bende bunu kabul ederim, buyururlar. Böyle söyleyince, Rasulullah (SAV) efendimiz memnun olur ve tebessüm ederek;

Evladım Abdullah, senin istediğin 5 Nisan da verilecek, buyurur.

Nihayet 5 Nisan 1985 mübarek Cuma gecesi Efendi Hazretleri ümmeti Muhammedi irşat ile vazifeye getirildiği günü mana âleminde seyreder.

O gece Çorum da, bütün geçmiş Peygamberler (AS) bir yerde, piranlar bir yerde, mezhep sahipleri bir yerde, velhasıl herkes intizamla yerlerinde toplu bir halde iken Rasulullah (SAV) efendimiz, mübarek parmağındaki mührü önünde duran süslü bir icazete basar. Sarı renkli bir mühür daha alarak aynı kâğıda tekrar basar ve ardından mübarek ağzından şu kelimeler dökülür;

“Bunu mu istiyordun, evladım Abdullah”

İşte bu esnada Efendi Hazretlerinde bir takim haller meydana gelir ve kendisine talebe olacak insanların hepsini gösterirler. Efendi Hazretleri sayısını ancak Allah’ın bildiği, kendisine talebe olacak bu topluluğu görünce;

Ya Rasulallah! Bu insanlara nasıl yetişeyim ve nerede bulayım der.

Rasulullah (SAV) Hazretleri de;

Bazen onlar senin ayağına, bazen de sen onların ayağına gideceksin. Hakkı ve Sabri tavsiye et. Kalpler Allah’ın elindedir, bundan sonra ismin Hadim-ül Fukara dir, evladım, buyururlar.

Abdullah Baba (KS) Hazretleri 1985 yılında irşat vazifesine başlayarak Yurtiçinden ve Yurtdışından binlerce talebesine Allah ve Resulünün sevgisini aşılamaya ve bu gaye ile hayatlarını sürdürmeleri için önlerinde her zaman ışık olmuştur.

O tarihten itibaren memleketinden ziyade Yurtiçi ve Yurtdışı seyahatlerinde bulunarak gittiği her beldede insanlara vaaz ve nasihat ederdi. Mübarek zatin pek çok kerametlerini bizatihi gören insan sayısı oldukça fazladır. Sohbetlerinde her zaman Allah ve Resulünün söylediklerini düstur edinmemizi ve hayatımızı bu ölçüde yaşamamızı öğütlerdi. Âlim, ilim adamı ve çeşitli meslek gruplarından feyiz ve sohbetinden istifade eden pek çok kişi var idi.

Kendisi ayni zamanda Mevlevi üstadı olup Mevlana ve Şems Hazretlerinin çağlar üstü açtıkları aşk ve muhabbet yolunun mürebbisi ve önderi idi. Gerek Yurtiçinde ve gerekse yurtdışında sema gösterileri tertip ederek insanlara;

‘‘Gel, gel yine de gel, bin kere tövbe şişesini kırsan da yine gel. Bu dergâh ümitsizlik dergâhı değildir'' sözü ile kucak açmış, şefkat ve merhamet ile yaklaşmıştır.

Âlemlerin efendisi Hz. Muhammed Mustafa (SAV)'in her hal ve hareketini hayatinin her zerresinde tatbik ederek, Ümmet-i Muhammed'e ışık tutmuştur.

Büyük mürşidin, ilim ve irfan neşri, güzel âleme kavuşmasına sebep olan hastalığına kadar devam etmiş, 19 yıl irşat seccadesinde oturmuşlardır.

Sureti ve sireti şeriatı mudahharaya ve sünnet-i seniyyeye uygun, güzel tabiatlı, zahit, cömertliği ve elinin açıklığı herkese şamil, kutsi nefesleri ve açık kerametleri ile tanınmış kâmil bir mürşit idiler.

Vefatlarına sebep olan hastalığına 15 gün kala talebelerine haber göndererek, kendisinin Hakk yolcusu olduğunu ve görmek isteyenleri kabul edeceğini duyurmuş ve binlerce insan onu son kez dünya gözü ile görmek ve helalleşmek için Nevşehir’e gelmişlerdir.

Nihayet (Külli nefsin zaikatül mevt) ayeti celilesi fehvasınca, fena diyarından beka diyarına, 2004 Muharrem ayinin 23.günü Pazar sabahı sayılı nefeslerini ikmal ederek, hayati boyunca hasreti ile yanıp tutuştuğu Resuller Resulüne kavuştu.

Vefat haberi duyulunca sanki yer yerinden oynadı, binlerce insan o büyük mürşidin cenazesine katılmak ve salına dokunmak için bir birleri ile yarıştı.

Daha sonra Nevşehir Kurşunlu Camiine eller üzerinde gelen mübarek naasi, öğle namazına müteakip kılınan Cenaze Namazından sonra tekrar eller üzerinde ve Tevhid-i Serifler okuyarak, cemaati kübra halinde Kaldırım Mezarlığında o büyük mürsidi ebedi âleme uğurladılar. (Kaddesallahü Esrarehül Âliye)

Abdullah Baba Hazretlerinin maddi varlığı gözler önünden çekilmiş fakat manevi varlığı gönüllerde idi ve gönüllerde kalacaktı.

Allah-u Teâlâ Hazretleri, o mübarek zati rahmeti ile kuşatsın, sevenlerinin üzerinde himmet ve feyzini daim kilsin.

Abdullah Baba) Hz.Mehdi Hakkında'ki Sohbeti

 


ABDULLAH BABA (ks) AZİZ HZ.LERİNİN HZ.MEHDİ VE İSA (as) HAKKINDA GÖRÜŞLERİ

Konumuza Peygamber Efendimizin (sav) İbn-i Abbas (ra)’dan rivayet edilmiş bir hadisi şerifi ile başlamak istedik.

“Nasıl helak olur bir ümmet ki; Evvelinde Ben, sonunda Meryem oğlu İsa (as) ve ortasında da Ehl-i Beyt’imden Mehdi Âli Resul vardır (İmam Suyuti / Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, İ. Asakir / Hakim)”

Hadisten de anlayacağınız gibi bu bölümde Efendi Hz.lerinin Hz. Mehdi ve Hz. İsa (as)’ın zuhur etmeleri ile ilgili görüşlerine yer vereceğiz.

Mehdi ve İsa (as)’ın Allah-ü Teâlâ’nın izni ile ahir zamanda zuhur edecekleri ve tüm âleme İslam-ı hâkim kılacakları kaçınılmaz bir gerçektir.

Bu gerçek, gerek Ayetlerle, gerekse hadislerle bizlere bildirilmiş ve kendimizi buna hazırlamamız için telkinlerde bulunulmuştur.

Efendi Hz.’leri de bu gerçeğin üzerinde çok durmuş ve bunu kendisine tâbi olan dervişleri ile paylaşmıştır. Bizlerde O’nun engin görüş ve bilgilerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Öncelikle konumuza “Ahir Zaman” kavramını, açıklamakla başlayalım.

Ahir zaman “Dünyanın son dönemi” anlamına gelmektedir. İslam’a göre ise “Kıyamete yakın bir zamanda yaşanacak dönemi” ifade etmektedir.

Kuran-ı Kerim’de ki işaretleri ve peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerini, bir araya getirdiğimizde bu konu ile ilgili önemli sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Ayet ve hadisler ışığında, ahir zamanın iki safhalı olduğu görülmektedir. Birinci devre; dünyanın maddi ve manevi sorunlarla dolu olduğu dönem, bunun ardından gelecek ikinci devre ise; “Altınçağ” olarak adlandırılan, Kuran ahlakının ve her alanda üstün bir refahın yaşanacağı dönemdir. Dünyada Altınçağın da sona ermesi ile birlikte, çok hızlı sosyal ve ahlaki çöküş yaşanacak ve bundan sonraki dönemde kıyamet saatinin gelişi beklenecektir. Ahir zamanın en önemli olaylarından birisi Hz. Mehdi’nin varlığı ve er geç zuhur edeceğidir.

Alâeddin Ali B. Hişam Muttaki Hindi “Er –Reddü…” kitabında şöyle diyor:

“Allah’ın rahmeti sana olsun bil ki; vaat edilen Mehdi’nin var oluşunda hiç kuşku yoktur. Üç yüz hadis ve birçok eserde hatta daha fazlası ile bu kanıtlanmıştır.”

Ayrıca Şemseddin Muhammet B. Ahmet Sefareyni, bu konuda bir manzume yazmış bu manzumeye bir şerh (açıklama) yazmıştır. Aşağıda ki özet açıklaması bu şerhten alınmıştır.

“Kıyamet gününün en büyük alametlerinden birisi de hakkında tevatür (kuvvetli haber) derecesini aşacak derecede hadis bulunan bir kişinin zuhur edeceğidir. Bu kişi imamların sonuncusudur. Hz. Peygamber’den sonra peygamber olmayacağı gibi, ondan sonra da imam olmayacaktır. Bu imam Fâtıma oğullarındandır. Birçok hadis hafızları Mehdi’nin Peygamber soyundan olduğunu kabul etmişlerdir. Böyle mütevatir bir konuya sırt çevirmek yakışık olmaz. Hak ehlinin inancına göre, “Mehdi İsa Mesih’ten ayrıdır. Mehdi Mesihten önce zuhur edecektir”

Peygamber Efendimizin birçok hadis-i şerifi de bizlere Mehdi Âli Resul’ün mutlaka zuhur edeceğini müjdelemektedir.

Hz. İbni Mes’ud (ra) rivayetle; “Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalsa Allah (cc) Hz.leri o bir günü uzatır ve Ehl-i Beyt’imden ismi ismime, babasının ismi babamım ismine uygun birini meydana çıkarır. O (Mehdi (a.s.)) da dünyayı adalet ve nefasetle doldurur. Daha önce zulüm ve cevr ile doldurulduğu gibi. (Ramuz el-Ehadis s.359/2)”

Hz. Ümmü Seleme (ra) rivayet etmiştir; “Mehdi benim Ehl-i Beyt’imden ve evladı Fâtıma’mdandır. (Ramuz el-Ehadis s.236/21)”

Mehdi Âli Resul ile ilgili daha birçok hadisi şerif mevcuttur. Rasulullah’ın (sav) bize ışık tutan diğer hadislerini konumuzda yeri geldikçe sizlere nakledeceğiz.

Neden Mehdi Diye İsimlendirilir?

Birçoğumuzun aklına Mehdi’nin neden “Mehdi” olarak adlandırıldığı sorusu gelebilir. Öncelikle “Mehdi” kelimesinin lügat anlamını verelim. Daha sonra da O’na neden “Mehdi” dendiğini büyük imamlarımızın cümleleri ile açıklamaya çalışalım.

Mehdi; Hidayete eren veya hidayete vesile olan ya da hususi ve şahsi bir tarzda Allah’ın hidayetine mazhar olan, kendisine cenab-ı Hak tarafından yol gösterilen anlamına gelmektedir.

Abdullah b. Şevzeb’de şöyle buyurmuştur; “Kuşkusuz ki Mehdi, Mehdi diye adlandırılmıştır. Çünkü O Şam dağlarından bir daha doğru yönlendirilir. Tevrat kitaplarını oradan çıkartır ve onlara dayanarak Yahudilerle münazara eder ve sonuçta bir grup Yahudi O’nun eliyle Müslüman olur”

Cabir bin Abdullah Ensari der ki;

“Her kim ona itaat ederse, Allah’a itaat etmiş, her kim ona karşı çıkarsa, Allah’a karşı çıkmış olur. O gizli bir emre doğru hidayet edeceği için O’nun adı Mehdi’dir. Tevrat’ı ve Allah (cc)’ın sair kitaplarını Antakya’da ki bir mağaradan çıkaracaktır. Tevrat ehli olanlar arasında Tevrat ile, İncil ehli olanlar arasında İncil ile, Zebur ehli olanlar arasında Zebur ile, Kuran ehli olanlar arasında ise Kuran ile hükmedecektir.”

Saturday, May 23, 2026

Abdullah Gürbüz (Abdullah Baba) Hz.Mehdi Zuhuru

 Hz.Mehdi Ala Resul Ne Zaman Ve Nasıl Zuhur Edecektir?


“Ve istiyoruz ki yeryüzünde zayıflatılanlara lütfedelim, onları önderler yapalım, onları mirasçılar kılalım” (Kasas / 5)

Bu Ayet-i Kerime ile ilgili İmam Muhammed Bâkır ve Cafer-i Sadık şöyle buyurmuşlardır;

“Bu ayet ahir zamanda zuhur edecek olan, zalim ve firavunları yok edip yeryüzünde doğudan batıya kadar hüküm sürecek, zulümle dolmuş iken adaletle dolduracak olan Emir sahibine aittir. (O’nun hakkında nazil olmuştur.)”

Allah (cc) mümin kullarını hiçbir zaman mahzun ve kederli bırakmaz. Müminler sıkıntı ve zulüm ile karşılaştıklarında onları feraha erdirecek ve refaha kavuşturacak kurtarıcılar yollamıştır. Mehdi Âli Resul’de bu kurtarıcılardan birisidir. O peygamber olarak değil sadece Peygamberimizin (sav) vekili olarak gelecektir.

O’nun zuhur edeceği dönem ile ilgili İslâm Peygamberi (sav) Hz.leri şöyle buyurmuştur:

“Ne zaman, adaletsiz hâkimlerin eliyle zulüm ve haksızlık, hile ve dolandırıcılık, tüm insanları ezmeye başlarsa, benim temiz ailemden, benim ismim ve nişanımı taşıyan Semavi bir kurtarıcı kıyam edecek ve huzur her yere yayılacaktır. (Bihar’ul-Envar)”

Amira bint-i Nufeyl der ki:

İmam Hüseyin (ra) şöyle buyurduğunu duydum;

“Sizler birbirinizden uzak olduğunuzu söylemedikçe, birbirinizin yüzüne tükürmedikçe, birbirinize kâfir demedikçe ve bir birinize lanet okumadıkça, beklediğiniz (Hz. Mehdinin zuhuru) vuku bulmayacaktır.” Arz ettim ki:

Öyleyse o zamanda hiçbir hayır yoktur. Buyurdu ki:

Hayrın hepsi o zamandadır. Kaim kıyam edecek ve bunların hepsini ortadan kaldıracaktır.

Süleyman bin Bilal der ki; Hz. Hüseyin (ra) şöyle buyurduğu nakledilmiştir;

Bir gün adamın biri Hz. Ali’nin yanına gelerek:

-Ey Emirel Müminin! Bize Mehdi (as)’dan bahseder misiniz? Diye sordu. Hz. Ali şöyle buyurdu:

Gitmesi gerekenler gidip de müminler azaldığında ve fitneler gittiğinde işte orada. (yani uzak bir yerde zuhur edecektir.)

Ahmet b. Muhammed b. Münzir rivayet ediyor:

Hz. Ali oğlu Hz. Hasan buyurdu:

Dedem Rasulullah’a (sav) sordum: Ehl-i Beyt’ten olan Kaim ne zaman zuhur edecektir? Buyurdu:

Ya Hasan! Kuşkusuz ki onun zuhuru kıyametin oluşuna benzer… O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. (Kıyametin aniden meydana geleceği gibi Mehdi (as)’da aniden zuhur edecektir.)

Buraya kadar ki bölümde Mehdi Âli Resul’ün ne zaman zuhur edeceğine dair hadis ve rivayetleri nakletmeye çalıştık. Şimdi de nasıl zuhur edeceğini konusuna değinmek istiyoruz.

“Eğer istersek, onlara semadan bir mucize indiririz de ona boyunları eğilip kalır” (Şuara / 4)

Bu Ayetin nazil oluşu ile ilgili olarak İmam-ı Cafer-i Sadık şöyle buyurmuştur;

“Kaim (Mehdi) kıyam etmeden önce gökten biri seslenir. Bu sesi perde arkasındaki kadında, doğudaki ve batıdaki tüm insanlar duyar. Şu Ayet bu konuda nazil olmuştur. “İstersek onlara… ve onların boyunları eğilip kalır”

Bu konuya işaret eden hadis-i şerifler şöyledir:

Naim Hz. Ali’den (ra) rivayet etmiştir;

“Semadan bir münadi “Hak Al-i Muhammed’dedir” şeklinde bağırdığı zaman Mehdi zuhur eder, herkes sadece O’ndan konuşur, O’nun sevgisini içer ve O’ndan başka bir şeyden bahsedemezler. (İmam Suyuti / Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman)”

“Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak ve bu fitne semadan üç kez “Emir Mehdi’dir, gerçek O’dur” şeklindeki bir nidaya kadar sürecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar)”

“Gökten şöyle bir ses duyulacak; “Ey insanlar, artık Allah cebbarları, münafık ve yardımcılarını sizden uzaklaştırdı. Ümmeti Muhammed’in en hayırlısını başınıza getirdi. (Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci / Kıyamet Alametleri)”

“O günün alameti; Semadan bir el uzanacak ve insanlar ona bakacak ve göreceklerdir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar)”

Esma binti Umeys’ten rivayet edilmiştir;

“O günün alameti semadan uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu bir El’dir. (İmam Suyuti / Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman)”

Hadis-i şerifte geçen “El” keyfiyeti bilinmeyen bir gücü simgelemektedir. Bu “El’in” bizim bildiğimiz manada bir el olmadığını biliyoruz. Bu konuyu bir Ayeti Kerimenin meali ile açıklamaya çalışalım.

“Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmişlerdir. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir… (Fetih / 10)”

Yukarıda ki Ayet müteşabih yani Kuran-ı Kerim’in değişmeceli manalara gelen ayetlerindendir. Bu Ayetteki “El” Allah’ın kudreti, tasarrufu manasına gelmektedir. Aynı şekilde yukarıdaki hadislerle bahsedilen “El” de bunun gibi farklı manada kullanılmış mecazi bir ifadedir.

Allahuâlem semadan yayılan televizyon yayınına ait dalgalar bir nevi el gibi bir güç oluşturmaktadır. Bu el hemen her eve uzanır ve herkes tarafından görülebilir. “İnsanlar ona bakacaklar ve görecekler” cümlesi de bu hususa işaret etmektedir.

Şunu belirtelim ki; Bediüzzaman Said Nursi Hz.leri aynı manada şunları söylemektedir:

“Rivayetlere göre, Deccal çıktığı gün de bütün dünya işitir. En iyisini Allah (cc) bilir. Bu rivayetler tamamen sahih olmak şartı ile açıklaması şudur: Bu rivayetler mucizane haber verir ki, “Deccal zamanında haberleşme araçları o derece terakki edecek ki, bir hadise bir günde umum dünyada işitilecek. Rayda il bağırır, doğu-batı işitir ve gazeteler okunur… Diye zuhurundan on asır evvel telgraf, telefon, radyodan mucizane haber verilmektedir.”

Yukarıdaki hadis ve rivayetlerden de anlaşılacağı gibi Mehdi Âli Resul halk tam zuhurundan ümidi kestiği anda zuhur edecektir. Onun zamanında yaşayıp ona yardım edenlere ne mutlu! Ona düşmanlık besleyip, ona ve onun emrine karşı çıkanlara ve onun düşmanlarından olanlara eyvahlar olsun!

Elbette ki her şeyin doğrusunu Allah Azze ve Celle bilir.