1952 yılında, Ölü Deniz kıyısındaki Kumran mağaralarında diğerlerinden tamamen farklı bir tomar bulundu.
Bu belge deri ya da papirüse yazılmamıştı. Yaklaşık 2,4 metre uzunluğundaki bakır levhaların üzerine harfler tek tek kazınmıştı.
İçeriğinde dua, kutsal öğreti veya tarih anlatısı yoktu.
Doğrudan saklanmış hazinelerin yerleri tarif ediliyordu.
Metinde 60’tan fazla gizli nokta bulunuyordu. Mağaralar, kuyular, mezarlar, yeraltı odaları ve eski yapıların altına saklanan altın, gümüş, sikkeler ve değerli kaplardan söz ediliyordu.
Bazı tarifler şaşırtıcı derecede ayrıntılıydı:
“Basamakların altında…”
“Su kanalının doğusunda…”
“Mezarın içindeki taşın arkasında…”
Ancak tariflerde geçen yer adlarının çoğu zamanla yok olduğu için bugün tam konumları belirlemek neredeyse imkânsız.
En güçlü teoriye göre bu servet, Romalılar Kudüs’ü ele geçirmeden önce gizlenen İkinci Tapınak hazinesiydi. Başka araştırmacılar ise listenin Kumran topluluğuna veya dönemin farklı Yahudi gruplarına ait olduğunu düşünüyor.
Tomarın sonunda daha da tuhaf bir kayıt bulunuyor.
Hazine yerlerinin daha ayrıntılı anlatıldığı ikinci bir listenin başka bir yerde saklandığı yazıyor.
O ikinci belge hiçbir zaman bulunamadı.
Bakır Tomar bugün hâlâ varlığını koruyor. Fakat içinde tarif edilen devasa servetten bugüne kadar kesin olarak bulunabilmiş tek bir parça bile yok.


0 Comments
Yorum Gönder