Yahudilik ve Menora - Yedi Kollu Şamdan
YAHUDİLERİN YEDİ KOLLU KUTSAL ŞAMDANI: MENORA'NIN UZUN YOLCULUĞU
Menora, yedi kollu şamdan, günümüzde birçok Yahudi ayininde ve sinagogunda kutsal bir sembol olarak kabul edilir ve diğer kutsal semboller ile birlikte kullanılır. Yahudi geleneğine göre Allah Hz Musa aracılığı ile onlara salık vermiş ve en az otuz kilogram altından oluşan, yine inanışlarına göre dünyayı yedi günde yaratmasının sembolüdür.
Kudüs’te yapılan ilk tapınakta bulunan ilk menora, Babil imparatorluğunun m. ö. 597 yılında Küdüs'e saldırısı, yağmalaması ve özellikle de halkının ruhban sınıfını, vasıflı ve eğitimli kısmını köle olarak Babil'e götürmesi süresindeki çalkantılı dönemde kayıp olmuştur.
Babil’in m ö 539'da Pers'ler tarafından ele geçirilmesi ve burada yaşayan Yahudileri 60 yıllık esaretinden serbest bırakıp Kudüs’e dönmeleri ile birlikte, bu şehir git gide eski ihtişamına ve kalabalığına kavuşmuş, maddi olarak güçlenen Yahudiler de kentin en kutsalını, tapınağı yeniden inşa etmişlerdir.
Kudüs’ün bulunduğu Yahudiya toprakları, tüm yakın doğunun da olduğu gibi, MÖ 333'ten itibaren büyük İskender'in fethi ile birlikte, Yunan kültüründen derinden etkilenmiş ve bu durum mimarisine, özellikle üst sınıfın yaşam biçimine ve sanatına 'helenleşme' olarak yansımıştır.
Yahudilerin Hasmoniler diye bilinen bir ailesine mensup olan Makkabi isimli bir lider önderliğinde Kudüs bağımsızlığını elde edecek ve Makkabiler hanedanlığı başlayacaktı.
Bu dönemde, en dindar Yahudi zümresi olarak görülen Makkabi hanedanlığı tarafından tapınağa yeni ve ihtişamlı bir menora bağışlanmıştır, muhtemelen de MÖ 160 Yahudiya kralı Judas Maccabeus tarafından. Ancak bu menoranın başına daha çok ilginç şeyler gelecektir.
MÖ 63 yılından itibaren Kudüs ve çevre toprakları olan Yahudiya artık Roma imparatorluğuna dahil edilmiş, Yahudilere Romalılar tarafından maddi manevi zulüm yapılmış, sonunda da
MS 67-70 yılları arasında bir Yahudi isyanı yaşanması ve Yahudilerin, isyanı bastırmaya gelen bir roma lejyonuna saldırarak yok etmesi, bardağı taşıran son damla olmuştur. Kudüs’ü kontrol altına almakla görevlendirilen Roma'lı komutan Titus'un topladığı dört lejyon ile
Kudüs sonunda tamamıyla ele geçmiş, çıkan savaşta, kutsal tapınaklarını korumaya çalışan binlerce Yahudi kılıçtan geçirilmiş, tapınak, menora dahil yağmalanmış ve daha sonra tapınak ateşe verilip tümüyle yerle bir edilmişti.
Titus ise görevini layıkıyla yerine getirmenin gururu ile başkent Roma'ya dönmüş ve 71 yılında büyük bir gövde gösterisi ile geçiş töreninde bulunmuş, bu esnada da ele geçen ganimetleri halka sergilemiştir.
Bu gösterinin en göz alıcı ve sembol değeri yüksek ganimet altın menora da olsa, tapınaktan elde ettikleri diğer altınlar sayesinde Roma piyasasında altın o kadar ayağa düşmüş ki, altın fiyatlarının yarı yarıya düştüğü rivayet edilir.
Bu geçiş ve zafer töreni Romalı mimar ve sanatçılar tarafından Roma'da inşa edilen Titus arkı ile anıtlaşmıştır ve özelliklede menora merkezi bir şekilde betimlenmiştir.
Burada betimlenen menorada dikkat çeken detay ise, onun hayvan figürleri ile süslenmiş olması idi, halbuki eski yahudi geleneğinde bu havyanlar mundar kabul edilirdi. Bu yeni tarzın bölgeye hâkim olan ve kültürel bir yayılma yapan Yunanlılardan kaynaklı olduğu yorumu yapılmıştır. Titus kemeri günümüzde hala dimdik ayakta durmakta, ama Roma’yı ziyaret edenler Yahudiler o kemerin altından geçmeyi bugün bile reddeder.
Dindar olmayan Yahudiler bunu dini bir aşağılamadan da öte, milli gurur meselesi yapmışlardır. Zira halkları ve en kutsalları dağıtılmış, yağma edilmiş ve gösteri malzemesi yapılmıştır. Akabinde de yine Roma'da barış tanrıçası Pax'ın mabedinde sergilenmeye başlanmıştır.
Bütün bunlar biliinmesine rağmen, Menora ortada yoktur, kayıptır. Sebebi ise, Roma'ya saldıran ve yağmalayan batı Gotlar'dır. Kralları Allerich önderliğinde 410 yılında Roma saldırısında şehre ait tüm varlıklarla birlikte, Yahudi hazinesi beraberlerinde götürdükleri tarihçi Procopius tarafından 5. yüzyılda kayıt altına alınmıştır.
Buna göre Got'lar güney İtalya’ya göç etmiş ve kral Allerich burada ölmüştür. Çağdaş tarihçi Jordanis'in aktarımları etrafında bir Gotlar miti oluşmuştur ve buna göre, Allerich tüm ganimetler ile birlikte Cosenca yakını Bosenta ırmağının altına gömülmüştür. Bunun için Bosento ırmağı önce suni ve geçici yeni bir ırmak yatağı kazılmış, naaş ve ganimetler eski ırmak yatağına gömüldükten sonra Bosento ırmağının yönü tekrar eski yatağına akıtılmıştır.
Got krallarının zengin mezar hediyeleri ile birlikte gömüldüğü başka bulgularla sabit olduğundan, bu aktarım da ciddiye alınıyor. Arkeologlar bir umutla bölgeyi araştırıyorlar, ama dere yatağının geçmiş yüzyıllarda defalarca doğal yollarla yatağını değiştirdiğini tespit etmekten öteye gidemiyorlar. Bu kadar geniş bir alanda menoranın izini sürmek imkânsız bir şekil alıyor.
Got krallarının zengin mezar hediyeleri ile birlikte gömüldüğü başka bulgularla sabit olduğundan, bu aktarım da ciddiye alınıyor. Ancak Gotların beraberinde götürdükleri hazine ile başka iddialar da ortaya atılıyor.
Gotların güney İtalya'dan kuzey Fransa'ya gittikleri ve orada nerede yerleştikleri de biliniyor, ancak elde bir veri olmadığından arama sonlanıyor. Başka birçok senaryo ortaya atılsa da bunlar şehir efsanesine dönüşmekten öte gidememekte.
.jpg)
