Şeyh Nazım Kıbrısi Hz.Mehdi Habercisi
Biz Medîne-i Münevvere’de iken, Şeyh Efendi Hazretleri’ne bir haberci geldi.
Sâhib’in hizmetini gören postacı evliyâ vardır; o Hazret’e gelip, Sâhib’in kendisini dâvet ettiğini söyledi.
Hazret’in makamı, milletin içinde de görünmek olduğundan, cismânî kuvvetle milletin içinde idi; rûhânî kuvvetle ise dâimâ orada, Sâhib’le beraberdir. Lâkin cismânî vücûd ile de dâvet olunduğu vakit, avcı kelbi ile çıkar (hâşâ mine’l-huzûr). O sûrette bizi de beraberine aldı.
Tayy ile oraya aldı; yürüyüşle değil, göz açıp yumuncaya kadar oraya vardırdı. O makama indiğimizde, Sâhib oradaydı.
Mağaranın ağzı yetmiş zîrâ, yâni yetmiş arşın gelir. Hazret geldiğinde, Sâhibü’z-Zamân ellerini açıp o yetmiş arşın ağzı olan mağarayı böyle tuttu; iki eli oradan oraya yetişti. Sonra Hazret’e yürüdü. Onu kucaklayıp öptüğü vakit, yukarıdan öperdi.
Sâhibü’z-Zamân boylu boslu, gâyet heybetli idi. Onun yüz yapısına da kimse bakmaya doyamaz. İşte şeyhimizle böyle kavuşup dedi ki:
«Yâ Seyyidî! Sizinle görüşmek için bize emir olundu. Sizi onun için dâvet ettik. Bilirsin, buradan içeriye zâhirde girmeye izin yoktur. Siz içeriye girerseniz, dışarıya çıkamazsınız. Sizinle burada görüşmek de cismânî kuvvetin hakkıdır.»
Şeyh Efendi Hazretleri o meclisi nazarla bana gösterdi.
Bunları, sizin yakîn kuvvetiniz artsın diye söyletiyor. İşte Sâhib, Şam’da değil; o makamdadır. Lâkin kendisinin zuhûru için emir olunduğunda, “Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber, Allâh-u Ekber” diyerek Şam’ın kıyısında tekbîr alır ve Şam’a girer.
Girdiğinde, bütün millet orada ona bîat etmek için gelir; o da kabul eder. İlk bîat Arafat Dağı’nda oldu. On iki bin evliyâ bîat etti; oradaki bîat tamam oldu. Dedik ya, avcı kelbini yanında taşıdığı gibi, Hazret’in beraberinde idim; Sâhib’e on iki bin zât bîat ettiğinde...
İkincisinde, rüyâ yolu ile bîat vardır. Rüyâda çok kimseler Hz. Mehdî Aleyhisselâm’ı görüp ona bîat ettiler.
Üçüncüsü umumî olacaktır. Bütün Ehl-i İslâm, ona bîat etmek için Şam’a yetişip gelecektir. Sonra Hâlifetullâh olduğuna dâir bîat alacaktır.
Umumî bîatı aldıktan sonra, doğru yürüyüp yedi konakta, bu bizim buradaki milletin İslâm’a yaptığı hizmetin mükâfatı olarak İstanbul’a inecek.
